29 Temmuz 2017 Cumartesi

Söz-Nişan Tepsisi | Kendin Yap

Herkese hayırlı günler :)

Açıkçası ben böyle işleri severdim de kendi tepsimi yapacağım aklıma gelmezdi.Dedim madem yaptım bu tepsiyi ,blog yazayım da kendi yapmak isteyen veya benim tepsiyi beğenen arkadaşlara bir yol göstereyim :)
Evet şimdi 

MALZEMELER :



1-Tepsi 
Kimi ahşap kimi cam kimi yastık hatta kimi ince kesilmiş ağaç kütüğü gibilerden seçiyor tepsiyi. :)Ben evde olan bir aynalı boz gold tepsi kullandım.

                                                                             







2-Silikon 
Yapı marketlerde veya nalburlarda bulabilirsiniz.Şeffaf rengini satın alınki belli olmasın.:)

3-Silikon Tabancası
Yapı marketlerde veya nalburlarda bulabilirsiniz.Çok gelişmiş düzeyde olanlarda var ama onları seri yapmıyorsanız o kadar paraya satın almaya gerek yok :)








 4-Kurdele
Çeyiz malzemesi satan yerlerde bujuterilerde her genişlikte var :) Ben tercihen gold aldım.












5-Makas
Bunu hazır süslenmiş alabileceğiniz gibi benim gibi kendinizde süsleyebilirsiniz :) Ben ilk kesmek için onu kullandım sonrada süsledim :)









6-Sıralı boncuk
Çeyiz malzemesi satan yerlerde bujuterilerde her genişlikte var :) ben malesef ip gibi olanlardan değilde genişlerden bulabildim ama makasla kolaylıkla kesip onu da yapabiliyorsunuz.












7-Yapışkanlı Alfabe veya İşaretler
Ben sadece baş harflerimizi yaptım ama tercihen başka işaretler veya ismin tamamını yazanlarda var :)














8-Minik güller
8'li top şeklinde satılanından buldum ben ve koyu pembe satın aldım.Çok geniş yelpazesi olan birşey çiçek konusu.Büyük bir ilde oturuyorsanız birçok çeşidini bulabileceğinizden eminim. :)






YAPILIŞI :

İlk önce benim tepsimin bazı yerlerinin boyaları atmıştı bende onu bi sprey gold  boya ile boyadım.







Bu boya aynı zamanda çoğu şey için dayanıklı bir boya :)













Daha sonra yarım saat kurusun diye bekledim.Tepsinin iç kısmından 2 sıra boncukla gitmeye karar verdim ve boncuklarımı sıralı olarak ip gibi kestim ve silikon yardımıyla tepsime yapıştırdım.



Dört bir etrafını  bu şekilde boncukla gittim.Başlangıç yerine ve tam çaprazına minik güllerin 8ini birden top halinde koydum.daha sonra bu topların her bir ucuna birer gül daha ekledim.

Kalan diğer köşelerede 3erli gül topları yapıp yapıştırdım.:)

 Sonra boncuklardan bir 5 li kare keserek en üstten 1 2 1 kesip en alt sıradan 2 2 ve bir üst sırasından 1 1 keserek kalp yaptım.Sıra harflerimi yapıştırmaya geldi onları köşeye parelel şekilde yapıştırdım diğer boncuklarla uyum sağlasın diye sol başlarına gold artık boncuklardan yapıştırdım.Yaptığım kalbide ortalarına yapıştırdım.:)
 Yüzükleri koymam için ya kutu yada başka bir yol bulmam gerekliydi renkte uyumlu bir kutum yoktu bende önceden takı seti için orta boy bir kutunun içindeki süngeri alıp kare şekilde kestim. 
Rengi siyah olduğu için uyum sağlasın diye bu süngeride iki yerinden yüzükler için kesip üstünede boncuk kestim ve aynı yerlerden onuda kestim ve üstüne yapıştırdım.Yanlarınada bir sıra boncuk altındanda kurdele geçerek ön tarafına fiyonk yaptık ve bir tane gül koyduk. :)
 En son makas kalmıştı tabi kurdelenin başına silikon sürüp kurdeleye yapıştırdık daha sonra sara sara sara sara yapıp çoğu yerini kaymasın diye silikonladık .fiyonk yapıp gül yapıştırdık ayrıma.üstüne gene boncuk kesip yapıştırdık.:)
Sonunda da 30 cm lik bir yüzük kurdelesi kesip söze hazır ettim.Tabi tek kişi zor oluyor ablacığımda bana yardım etti.:)İYİki var ❤❤❤

Ve Son Hali ;


Umarım yardımcı olabilmişimdir. :)
Hepiniz sağlıkcakla kalın, kendi yaptıklarınızı benimle paylaşırsanız mutlu olurum :)

18 Kasım 2016 Cuma

Bir KYK'lı

Öncelikle Hayırlı Cumalara blog ailesi :)

Bu ara ortalarda olamama sebebim mâlumunuz vize haftası ve ben ilk haftayı yenilgisiz geçirdim çok şükür (darısı diğer haftanın başına :))Çok blog yazabilen bir insan olmasam da çok yorum yapan bir insan olduğumu söyleyebilirim.Onun için belki bir ademde "bu kızın sesi çıkmıyor" diye düşünebileceği için bu ayrıntıyı belirttim :D Bir de yorumları bırakırmışssınız "ne alaka hiç hissetmedik öle bir şey falan.".Ben böyle hissetmek istiyorum bozmayın beni :))

Bugün size üniversite hayatımın çoğunluğunun geçtiği yurdumu anlatacağım :)
Bazı ebeveynler veya yeni üniversite kazananlar diyor:
Bu KYK ne ?
Nasıl bir yer ?
Güvenli mi?
Bunların hepsine öznel olarak cevap vereceğim :)

Hazırlık okuduğum yıl özel bir yurtta kaldığım için orayı direk transit geçiyorum.
Ben 1.sınıftan beri devlet yurdunda kalan biriyim.Bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olduğumu artık düşünüyorum. Devlet yurtları ikiye ayrılıyor.Birincisi %100 Devlet Yurdu ikincisi Yarı-özel Devlet Yurdu.Ben yarı-özelde kalıyorum.Bunun diğerinden farkı ne diye sorarsanız çoğu şeyi farklı olabiliyor.Bu birazda yeni olup olmamasına bakıyor ama şimdilerde eski olanları tahliye edip yenilerini açıyorlar bildiğim kadarıyla.Neyse ne gibi farklılıkları oluyor? sorusuna geri dönersek
1-Ücret farkı var (Yarı-özel yurtlar diğerlerine göre daha pahalı aylık ücret ister.)
2-Konfor (Yarı-özel yurtlar genelde yeni binalardır, çoğu ihtiyacınız daha kolay karşılanır diğerine göre.)
3-Yatak kapasitesi (Bu gerek yurt içinde,gerek oda içindeki yatak sayısına göre de tam devlet yurdu olanlar biraz daha kalabalık oluyor ve odalarda son yapılanları tenzih ederek söylüyorum 4-6-8-12 kişi kalıyorlar.Yarı-özelde ise en fazla 4 kişilik oda duydum.)
4-Ortak alanlar (Tam devlet yurtlarında tuvalet ve banyo kat geneli kullanılabiliyorken yarı-özellerde oda içlerinde veya daire içlerinde kişilerin kullanabileceği şekilde oluyor.)
5-Erkek-kız yurdu (Tam devlet yurtlarının bazıları ki gün geçtikçe tedavülden kalkıyor, kız erkek aynı yerde ortak alanlara ve bahçeye sahip olan iki ayrı binada kalıyorlar ama daha yarı-özelde böyle bir uygulama olduğunu duymadım.)
6-Yemekhane (Yarı-özellerde açık büfe tarzı çeşit çokken, tam devlet yurtlarından aynı olmadığını duymuştum.Ama dediğim gibi şimdilerde uygulamalar hep değişiyor ve standartlar iyileştiriliyor.)

Bunlar aklıma gelen farklılıklar, çokta büyük farklılıkları yok.






Şimdi size kendi yurdumdan bahsedeceğim.:)







Dediğim gibi 1.sınıftan beri devlet yurdunda kalıyorum bunun iyi yanları da var kötü yanları da.
Şunu söylemem gerekir ki 4. sınıfa geldim hâlâ hazırlıkta yurda ödediğim aylık ücret kadar olmadı devlet yurdunun aylıkları.Bir kere bu yönden devlet yurtları gerçekten öğrenci dostu.Ücret mukabilinde aldığınız hizmet benim yurdumda çok çok çok iyi.
İlk yurda geldiğimde 3 kişilik odada kaldım, hemen belirteyim bizim yurtta 3,2,1 kişilik odalar var.
Geçen senenin sonuna kadar da 3 kişiliklerdeydim.Sadece üçümüzün kullandığı banyo,tuvaletimiz vardı ve bunlar odamızın içindeydi.Yataklarımız ranza değil, baza şeklindeydi ve gayet salon/salomanje dediğimiz kadar büyük odalar) Kendimize ait çalışma masamız dolabımız,standartların üstünde büyüktü.Kat görevlilerimiz var onlar temizlik, çöp işlerine bakarlar.Her yerde güvenlikler var ki bunların blok içi olanları hep kadın.Yemekhane açık büfe gibi fişin dahilinde harcama yaparsın aşarsan parayla tamamlarsın.İzin v.b konular tamamen resmiyet çerçevesinde 60 gün  hafta sonları izin aldığınızda bu izinler 60 güne dahil edilmiyor.Girişler çıkışlar imza veya parmak sistemine bağlı ki bizimki parmak sistemine bağlı.
Şu aralar terör olayları gibi konulardan girişte üstümüz çantalarımız bile aranıyor ki aransın üniversitede adım başı hainle karşılaşma olasılığınız çok yüksek.
Şuanda ise tek kişilik odada kalıyorum.Bu odalar genelde yükseklisans yapanlar için 6 tane ,engelli arkadaşlarımız için 2 tane daha hassasiyet gösterilmiş olan oda var.Eğer olur da odalarda boşluk olursa 4.sınıf öğrencilerini veya mazereti olanları bu odalara yerleştiriyorlar.Bende geçen dönem sonu dilekçe ile resmi başvurumu yapmıştım tek kişilik oda için ve ta ta ta tamm :) Geldiğimde oda çıktığını öğrendim.Bu çok güzel bir şey.Her odanın kendine göre güzelliği vardır.3 kişiliklerde arkadaşlık dostluk pekişir,paylaşmak dayanışma ne bileyim manevi yönden kazanımların olur.Tek kişilikte de daha iyi ders çalışıyorsun.İstediğin gibi düzen kuruyorsun.








Duşa kabin böyle banyodan kapı ile ayrı :)






Giysi dolabı ile oda arası böyle bir boşluk var :)













Yatağım ve normal komüdinden biraz daha geniş bir komüdinim var.:)





Mini bar dolabım var onu resimde olunca söylemeyi unutmuşum :D
Bu çalışma masasının bir değişik versiyonunu eve uyarlayacağım :)
(biraz dağınık ama malum test kitapları falan, birde sandalye üstünü görmeyin :D )






Böyle bir lavabom var ve viledam :D (tek kişilik olduğu için içeri ablalara temizletmiyorum kendim işimi hallediyorum.)






   Malum alafranga tuvalet var.Böyle bir banyo..




Bu da giysi dolabım ki bu dolap gerçekten büyük ve bir o kadar da geniş.Normal çocuk odası dolaplarından çok daha büyük bence. (yan taraftaki boşluğa ben ayakkabılarımı koyuyorum :) Malum temizliği de kendim yaptığım için dışarı ayakkabısıyla sokturmuyorum kimseyi odaya:))











Ben bu fotoğrafları aile fertlerim için çekmiştim ama buraya da nasip oldu ve sizinde kafanızdaki bazı soruları yanıtlayabildiysem ne mutlu bana :)

Ayrıca unutmadan söyleyeyim bir yakınınız üniversiteye hazırlanıyor veya KYK yurtlarına başvuru yapmak istiyorsa yaz tatillerinde yeni başlayacak olanlar için veya ara sınıflar için kyk.gov.tr de başvurular oluyor.Aynı şekilde yükseklisans yapacak olanlar için de.Diyelimki okul zamanı böyle bir arzunuz var o zamanda kyk müdürlüklerinde dilekçe ile alım zamanları var.O günleri bilip dilekçe vererek sıra bekliyorsunuz. :)

Her zaman bir yurttan çıkayım eve geçeyim gibi düşüncelerim olmasına rağmen iyi ki çıkmamışım dediğim yer KYK yurdu.Çünkü ne kadar akside olsa öğrencinin yurtta kalması çoğu yönden daha iyi bence.Evi yükseklisans veya çalışma hayatında da elde edebilirsin.
Lütfen yeni başlayan arkadaşlar aileye baskı yapmayalım bu konuda :))

Sağlıcakla kalın ve vizeleri olan herkese başarılar..
 (Bana da dua edin olur mu :))

7 Kasım 2016 Pazartesi

Nerden çıktı bu "Kanka" !


Herkese merhaba :)
Bugün anlamını yeni öğrendiğim bir kelimeden bahsedeceğim size.(gene)"KANKA"...
Nedir bu kanka diye çok afallamıştım ilk başlarda..Herkes bana kanka diyor, rahatsız edici..
Özellikle de insanların sana anlamını bilmediğin (ki halâ bilmeyenlerin çoğunlukta olduğuna eminim) bir
hitap şekli geliştirmesi ne bileyim garip gelmişti.Üstelik bu kelimeyi samimi olduğunuz insanlardan hariç daha
yeni tanıdığınız biri size ikinci cümlesinde bu kelimeyle sesleniyor.
Gerçekten bir ara bu kelimeye çok takılmış ve sorguluyordum.Hatta çeşitli arkadaş gruplarıyla vakit geçirince
zamanla ben de kanıksadım ve kullanmaya başladım.Bu böylede sürdü.
Arkadaşlar arasında KANKA..
Sokakta KANKA..
Bakkalda KANKA..
Otobüste  KANKA..
Aile içinde bile kardeşler arasında (ki ablam ve abim bunu yaptı) bu laf ve bazı arkadaşlarımın
ebeveynleri arada arkadaşlık, "yaşına inebiliyorum bak" der gibi çocuğuna KANKA diyor.










Bu konuda ciddi şekilde rahatsız olmama rağmen ağzıma pelesenk olmuş durumda ve sonunda dedim "Bu ne demek?" ,
"Niye bu kadar fazla kullanıyoruz bu kelimeyi ?!"
Gerçekten anlamının mantıklı bir yerden gelmesini umdum ve sonunda mutlu son.. :)
" KANKA"kelimesi Çingenecede (ki bu kelime yerine Roma/Roman denmesini tercih ederim) yoldaş,arkadaş demekmiş.
Güncel Türkçede ise kankardeş manâsına geliyormuş.Aslında bu o kadar da kötü değilmiş değil mi :)
Genede Türkçe anlamına bakarsak her önüne gelene söylenecek bir laf değil (bence); samimiyet istiyor gibi.
Bundan sonra kullandığımda o kadar da rahatsızlık duymayacağım en azından :)




İçtenlikle KANKA diyebildiğiniz insanlarla olabilmeniz dileğiyle ;)
                                                      Sağlıcakla kalın..
                                                                                                                       

30 Ekim 2016 Pazar

MİM Vol :1 Mucize mi Ütopya mı ?

MİM'lendim 

Aha da ilk MİM'im As As Bayrakları As As :))


İlk MİM'imi an itibariyle yazmama vesile olan saygıdeğer Kimliksiz'e teşekkürlerimi bir borç bilirim :) 

Bu MİM'e vermiş olduğu cevapları hemen buradan görebilirsiniz.:)

Bir heyecan bastı da bayrağımı astım başlayabilirim :))




1) Mucizelere inanırmısınız? Neden?



--->Mucizelere inanırım ama bunun cüz-i iradeden ziyade Külli İrade'nin gerçekleştirdiği birşey olduğuna inanırım.Yaradan'ın mucizesi o kadar çokki...Sadece Kuran-ı Kerim'deki mucizeler bile kâfi gelir zannedersem en azından bir aynaya baksak veya dikkatle bir böceğe.. hemen mucizeyi görürüz ;) Dualarımızın, hayallerimizin kabulü de mucizeye dahil tabi. :)



2) Şuan bir mucize olsa ne isterdiniz? 



--->İslamın cihan      hakimiyetini.. 
 :) Tartışmasız. 




Bencil bir istek olursa bu da iç çatışması çok olan biriyim ve bu çatışmaların hayırlı tarafta olarak sonlanmasını isterdim. :) Bundan 1 yıl sonrası için bile önümü göremeyen ben, manzaralı penceremde okuma koltuğumda loş ışıkta oturmuş bir elimde sıcak birşeyler yudumlarken diğer elimde yaşanmışlıklarıyla şaşırtan derlemeleri okuyorum. ohhh miss :))
Ya da arabamın otomatik kilidini açıyorum ve dit dit açıldıı :D 
60 yaşındayım ve hayalimdeki bahçeye         sahibim, torunlarıma laf sayıyorum topunuz bitkilerime gelirse keserim onu diye tehdit ediyorum..Hey yavyum heyyy :D 
Siz yeterki isteyin doldururum ben A4-ü de keyiften dört köşe oldum bak gene :D

3) Bu kişi/olay/yer benim mucizem dediğiniz bir şey varmı?



--->Çok kaderim ve kazalarım hep mucize zaten ama en ilginci bir kaç yıl önce hiç tanımadığım biriyle olan bir münasebetim sebebiyle aklıma girmesi ve namaz sonrası duama Rabb'imin mucize göstererek tanıştırması ortada pek bir sebep yokken şaşılası bir imtihana gark olmuştum :) Gerçekten kime anlattıysam vayy beee dediği türden...

                             







                                   Sıra mimlemeye geldi, ama mimleyeceğim herkes bu mime cevap                                                                                       vermiş onun için hayal oldu :D 
                                                                                 Olsundu.
                                               Etiketlemesemde herkes bu mimi yapabilir :)
                                       
                                   (Şimdilik bu kadar :) Bu mim işi NeEe Kadannda güzelmişŞ :D  )








28 Ekim 2016 Cuma

Dinlediğim Kadar Dinlensem Yeterdi Aslında..

Kişiler hakkında sanrılarım sancıya dönüştüğü günden beri kişi tahlili yaparım kendimce ve bunu saplantı haline getirmemeye çalışıyorum tabi.
Biri bana çok üzgün geldiğinde dinliyorum,dinliyorum..Kimi zaman bunun için fedakârlık da yapıyorum ve bundan mutluyum.Konuşmayı ne kadar seviyorsam, dinlemeyi de seviyorum.Elimden geldiğince yardım etmeyi isterim, fikrim sorulursa söylerim.Çoğu insan "bence" der ama aslında karşındaki"bence" demeni istemez.Dinlenmek ister, kaygılarından bahsetmek ister ve gene dinlenmek ister.Üç- beş bilmiş kelime kurman kimin umrunda...

Bazen de sevinçlerini anlatırlar.Bir sohbette en sevdiğim şeylerden biri kişinin gözleri..Parlaması,gülmesi adını ne koyarsan..O heyecanı, etkilenişi, soluk alıp vermesi,nefesini tutması, mimikleri, anı yaşatmak istemesi..Ne bileyim güzel şeyler bunlar.Dinlerim, yaşarım onunla.Gülerim, mutlu olurum.Bir de bakarım onun gibi iç çekiyorum..Komik yorumlarıma güleriz,her zaman  böyle oluyor.

Kimi zaman gezmelerini, buluşmalarını, ziyaretlerini anlatırlar.Kiminde imrenirim, kimin de şaşırır, kiminde gadaplanır,kiminde gene komik şeyler aklıma gelir.Bu çoğunda böyle sürüp gider.


Paylaşmak güzel şey.Bu kimi zaman elindeki bir lokma, kimi zaman sınıf arkadaşınla paylaştığın silgi, kimi zaman da duyguların,düşüncelerin en önemlisi de zamanın.

Peki,şimdi soruyorum ya -DİNLEDİĞİN KADAR DİNLENMİYORSAN- ?

Bunu hissettiniz mi ? Ben zaman zaman hissediyorum.Bu kuruntu mu..... bilmiyorum.
Bir şey anlatmak istersin bir bakarsın ki onu dinliyor hale gelmişsin gene.
Bir sevincini paylaşmak istersin ağzına tıkar lafı....devam etmezsin sonra.
Konu senken bir bakmışsın o olmuş. 
Hadi ya tek ben böyle hissediyor olamam.Hepimizde oluyor dimi bu anlamalar.


Bazen içimden "dinle beni görmüyor musun ihtiyacımı" demek istiyorum da sonra boşver diyorum boşver dinlediğim kadar dinlensem yeterdi aslında...



Hayat bu......
                           Sağlıcakla kalın..


20 Ekim 2016 Perşembe

1 dil 1 insan

Öncelikle Hayırlı Cumalar arkadaşlar,

Hayatım boyunca tabiri caizse tam bir dil özürlüsü olmuşumdur.Üzücü ama öyle..Hani bu 'ilkokuldan beri İngilizce görüyoruz ama neden öğrenemedik hâlâ' gibi bir şey değil.Tamamen ben kaynaklı.
Bazı okuyan arkadaşlar"Derslerinden düşük not mu alıyordun?" diye soruyor olabilir.Sınav öncesi ezber, sınav sonrası pırrr uçup giderdi kelimeler hafızamdan.Bu bütün dillerde aşağı yukarı öyle oldu.

Dün bir cesaret yurtta Arapça kursuna başladım:) Bu insanlık için küçük benim için büyük bir adım oldu.3. sınıftayken de Arapça dersi almıştım fakat hoca genelde siyasi/tarihi makaleleri çeviri yaptırıyordu ve sesli sesli okuturdu.Yazma ödevi verirdi ki bu biraz sinir bozucu olabiliyordu.









(şekil-a )Göründüğü gibi bunu 5- 10 kere yazdırıyordu.
İlk zaman renkli renkli kelime numaralandıran ben diğer sayfalarda sürrealist kara kalem çalışması yapmışım resmen :D 








Ne kadar bu konuda başarı gösteremeyen bir insanda olsam gerçekten dil öğrenmeyi çok isterdim/-tiyorum.Neyse gene yılmıyımda gramer olarak öğrenebildiğin kadarda olsa Esma Arapça öğren dedim.
"Neden o kadar dil arasında Arapça?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Aslında bunu birazda olsa bende düşündüm.Maddeleyecek olursak;
1.Ne demişler 1 dil 1 insan ;)
2.Gittiğim kurs hali hazırda yurt sınırları içinde
3.Öğretecek olan hocamız ki (naif ve kibar biri) birkaç kişinin daha talep ettiğini söylemesi
4.Sonuçta Müslümanım ve Dini Esaslarımızın Başı (Kuran-ı Kerim) Arapça
5.Latin alfabesinden farklı bir alfabesi var.
6.Kudüslü günler diliyorum kendime (Allah cümlemize nasip etsin) biraz dilinden anlamak iyidir
7.Ve gelecek umutlarımın baş mihraplarından gene Ümre,Hacc meramımı anlatmak güzel olur.
(Oo ne çok sebebim varmış :D Maşallah)

Biraz bu kurstan da bahsedeyim Hocamız (Allah razı olsun) teker teker ilgileniyor.Daha 2. gün bitti ama ben gene de heyecan yaptım.







(şekil-b) İlk dersim işte bu kağıt :) Ezberimi çok şükür verdim.İlk bocalar gibi oldum da Allah'tan 2.de tastamam verdim.(Umarım diğer derslerde böyle aklımda kalır.)










Bazı arkadaşlarım yazmanın akılda kalıcılığı artırdığını söylüyordu.Bunu deneyeceğim hatta ilk dersimi de yazdım.





(şekil-c)Kuran Kursu hariç eğitimim olmayınca anca bu kadar oluyor :)(Gene renkli kalemler ilkin böyle de inşallah bu sefer gerisi kara kuru olmaz:D )

















Bu konularda İHL veya İlahiyat okuyan arkadaşlar gibi olmayı beklemiyorum tabi ama elimden geldiği kadar yapmaya çalışacağım.YILMAK YOK :) Bu konuda ehlileşmiş arkadaşlar varsa çalışma konusunda önerilerde bulunurlarsa sevinirim.Ziraa yardıma muhtaç biri var karşınızda.
Her ne olursa olsun bu beni mutlu ettiği için paylaşmak istedim.Mevla'mdan dilerim bittiği günü de görmek nasip olur da alnımın akıyla yeni yayın yazarım :) Dua edin olur mu :)

Sağlıcakla kalın...


18 Ekim 2016 Salı

Dost sadece 4 harften ibaret değil..

Dost diye kime denir?
Seni her zaman güldüren mi?
Sırdaşın olan mı?
Bir müşküliyetinde yanında olan mı?
....
Hangisi?
Çok düşündüm bu konu hakkında.Bu kelime, bu bağ en çok kime yakışır?..
Dost benim için 3 çeşit ;
1.İlahi dostluk (ki buna başka bir yazıda değinmek isterim.)
2.İnsan dışı bir varlığa beslenen dostluk(pek tatmadığım bir konu..)
3.İnsani dostluk(tamda bu madde üzerine yoğunlaşacağım bir yazı olacak.)
Hangi seçeneği seçtiysem tamam bu dediysem der demez büyüsü bozuldu sanki, çıkarlarını gördüm yada bencilliğini.
Aslında dost dediğimin postunu küçük yaşta görebilme kabiliyetine sahip oldum.Bununla ilgili anılarımı da paylaşacağım.Minnak yüreğimin ilk dostu ile yıllarım geçti ve sonunda dost değilde bizimki "arkadaşlıkmış" onu keşfettim.Bu kanıya da bir olaydan sonra mütâbık oldum.Ortaokul yıllarındaydım elim bilmem kaçıncı dereceden yanıktı..Her gün pansumana gidiyordum.Merhemler,sargılar..Okulun bahçesinde olduğumu hatırlıyorum ve elimde son sargım,tek mesele elim ciddi anlamda su toplamıştı.Tek elimle top oynamaya çalışıyorum çocukluk işte.. Ve bu dostum dediğimle hafif bir münakaşa ve her zamanki ergen dikleşmeleri ve beni dövemeyeceğini bilen sevgili dostum o elimdeki yanığı sargının üstünden kavradı ve büktü(acıdan ağlayan bir kişi değilimdir ama o anki acımla kendimi tutmasam ağlayacaktım iyi hatırlıyorum).Belkide o anki acım en çok değer verdiğim kişinin bu hareketi yapabilmesiydi, kim bilir..Kiminiz diyebilir "aman çocukluk abartıyorsun" diye ama bu olaydan sonra hep temkinliydim (hâlâ da öyleyim).Belkide ona teşekkür etmeliyim sonuçta bunu yapmasa büyük yaşta daha büyük incinecektim.
[1-Zayıflığından beslenen bunu kullanan senin dostun olamaz.]
Hayatta hiçbir zaman arkadaşlık kurarken, dost edinirken çekinmedim; korkak büyütmedim yüreğimi.Şimdi düşünüyorum da ondan sonraki yıllarda biten dostluklarımın ana sebebi komik gelebilir ama başarı..Birisi bunu bana böyle dese "ne saçmalıyor bu ya"derim.Beni uyaranlar oldu mu oldu ama yapacak bir şey yok.Genelde insanları bu konuda umursamam yaşamayı yeğlerim(bazen dinlesem iyi olurdu aslında).Bununda örneklerini hemen sayabilirim.Küçüklüğümden beri organizasyonlarda görev alır; şiir,şarkı,kompozisyon,resim gibi şeylerde etkinlik yapar, yarışmalara katılırdım.Haliyle bunun sana getirileri, başarı sıralamaları olur.Bir bakardım onu geçtim diye veya gündem ben olduğumda benimle konuşmayanlar komiktir ama böyle..Yazın annem Kuran öğrenmeye yollardı orda bile bir olay olmuştu hatta ne kadar ilginç değil mi,ilk ben geçtim diye sevinmem gerekirken yalan kurbanı olup hocadan azar yemiştim (Te Allah'ım :D ).Hayatımda ilk kez dershaneye gittim ondan bile lisede yakın arkadaşlarım(dost dediğimde içlerinde mübarek)  tarafından haset kurbanı oldum.Abartma yok eksiği var daha çok mesele var ama kendimi bildiğim bileli tabiri biraz argo ama durmadan benimle sidik yarışı yaparlardı..
[2-Senin başarından mutlu olmayanlar,sevincine ortak olmayanlar senin dostun değildir.]
Bir kısım dostluk girişimlerimde farklılık sebebiyle bitti.Bu farklılık gerekse materyal gerekse manevi..Kendi istediğimle dini tercihimin bir sonucu olarak kapandım ve bu bazı dostlarımın istediği dost değildi ilk zaman biraz acıtmıştı galiba yada acıtmamıştı(bu konuda katı biriyim) ve gezme tercihlerim içki tercihlerim v.s v.s Büyüyorum,büyüyoruz..Küçükken yaptığım,gezdiğim veya bırakmak istediğim huylarımı saygıyla  değilde kendileri gibi olmamı istediler,reddedince ilişkimizi de kestik.Bu tek taraflı olmadı tam saygı göstermediğim kişilere sevgimi de dostluğumu da veremem ben, bu ikiyüzlülük bence.
[3-Farklılıklarınla, aykırılıklarınla dostluk kur, devşirme olmak için değil.]



Çok ince bir konu bu ve daha 23 yaşındayım ve evet kimbilir daha ne tecrübelerim olacak, şimdilik  bazıları bunlar.Duymak istediklerinizi gidin başkası söylesin size, dost dediğin duymanız gerekenleri söyleyebilendir.Patavatsızlarla gidin dost olun demiyorum ama (klişe olacak biliyorum)sizin iyiliğinizi isteyeni dost edinin.Yalan söyleyen insanı çok da yakınınızda tutmayın bilinki bu kişi sizede yalan söyler ve çoğu arkadaşımı yıpratan bir konu asla bir dostunuzun maşası olmayın.Bir yere mi gitmek istiyor bırakın gitsin (bu sevgilisinin yanı,ailesinin istemediği yer ise,tasvip etmediğiniz yer ise)siz onunla gitmeyin.Bilinki aksini yaparsanız ucu size dokunur.
Herkes iyiyse de birlikte kötüysede birlikte gittiğindir dost diyor bu YALAN!
Dost dediğin kötü de seni uyaran iyi de seninle mutlu olandır. Sizin suç ortağınız dostunuz değildir,kimi zaman düşmanınız bile suç ortağınız olabilir.




Tabi bu kadar keskin konuşunca "bu kızında hiç dostu yoktur" diyorsunuz belkide.Tabi ki yanılıyorsunuz kendimi bildiğim bileli yanımda olandan tutun da mahalle,apartman,ilkokul, lise ve üniversite dostluklarım var çok şükür :)
Dost olabildiğiniz kadar dosta sahipsinizdir.Bu çıkar ilişkisi değilde itina ilişkisidir,sakınma,kıymet verme..Yaralayanlardan çok merhem olan var çok şükür.
                                                                                           Sağlıcakla kalın. :)